Yüksek Potansiyelli Ama Düzensiz Üretici

Bu metinde yer alan kişi, sürecin mahremiyeti nedeniyle anonimleştirilmiş ve bazı ayırt edici unsurlar değiştirilmiştir.

Yeni Bir Persona Ararken Eski Ritmini Kaybeden Bir Danışman

Mert o sabah LinkedIn hesabını üçüncü kez temizledi.

Geçmiş gönderilerin her biri, ani ilhamlarla yazılmış ama sürdürülememiş niyetlerin sessiz tanıklarıydı. Hepsini sildi. Ekran tamamen boş kaldı.

Bazen boş ekran özgürleştirir. Bu kez özgürleştirmedi. Tam tersine, içindeki düzensizliği daha görünür kıldı.

Kendi kendine yeni bir persona kurmaya çalışıyordu aylardır. Yeni bir ton, yeni bir kimlik, yeni bir çerçeve… Ama her “yeni başlangıç”, birkaç gün sonra tıpkı silinen gönderiler gibi ortadan kayboluyordu.

Klavyenin üzerinde elleri havada asılı kaldığında içinden şu cümle geçti:

“Konu üretmeyi bilmemem değil, üretimi sürdürmeyi bilmiyorum.”

Bu, çeyreğin kaderini belirleyen cümleydi. Çünkü Mert’in sorunu üretim eksikliği değil, ritim eksikliğiydi.

Başlama Gücü Çok, Bitirme Düzeni Yok

Mert’in çalışma ekranını gördüğümüzde şaşırmadık; ama hikâyenin nereden kırıldığını net bir şekilde hissettik.

  • Her biri ayrı heyecanın ürünü onlarca içerik taslağı

  • Üç farklı platformda başlatılmış ama devam etmeyen içerik dizileri

  • “Yeni sistem” adını verdiği, ama en fazla üç gün çalışan düzen denemeleri

  • Bir hafta içinde 12 içerik, sonraki hafta hiçbir içerik

  • Final adı verilen ama hiçbir zaman final olmayan sunum versiyonları

Mert’in dünyasında başlamak kolaydı. Bitirmek ise yalnızca motivasyonun iyi olduğu günlerde mümkündü. Ve motivasyon bir duygu olduğu için ritim bir duygunun insafına bırakılmıştı.

Mert bunu şöyle anlattı:

“Çalışmak için ilhama güveniyorum. Ama ilhamın beni yarı yolda bırakmasına kızıyorum.”

Bu cümle bu profilin çekirdeğidir:

Enerji çok, yön kırılgan.

Başlangıç güçlü, sürdürülebilirlik zayıf.

Pazarın Beklentisi Enerji Değil İstikrar

Mert orta ölçekli şirketlere danışmanlık veriyordu. Bu şirketlerin gözünde Mert’in enerjisi etkileyiciydi; fikri taze, yaklaşımı hızlıydı. Ama pazarın sessiz bir beklentisi vardır:

Hız hayranlık uyandırır, istikrar güven yaratır.

Hedef kitle analizinde şu tablo ortaya çıktı:

  • Müşteriler Mert’in sezgisini seviyordu

  • Fakat sürecin tahmin edilebilir olmaması onları tedirgin ediyordu

  • Mert’in üretimi, kişisel enerjisine bağlı olduğu için müşteriye güven veren bir ritim doğmuyordu

  • Ürettiği şey çoktu; fakat değer görünürlüğü kesintiliydi

Bu fark Mert’in değerini azaltmıyordu. Ama değerinin algılanabilirliğini zayıflatıyordu.

Bir danışman için bu çok kritik bir noktadır:

Çalışmak yetmez. Çalışmanın ritmi görünür olmalıdır.

Birinci Ay – Mert’in Kendi Davranış Ritmini Duymaya Başlaması

Davranışsal oturumlardan birinde ona şu soruyu sorduk:

“Bir işin neden başladığını biliyorsun.

Peki neden yarım kaldığını biliyor musun?”

Mert önce güldü. Sonra ciddileşti.

“İyi hissettiğimde her şeyi yapabilirim. Kötü hissettiğimde, iyi olduğum günlerdeki kendime bile ulaşamıyorum.”

Bu cümle hem bir itiraf hem de bir keşifti. Mert’in üretimi duygu odaklıydı. Duygu yükselince üretim artıyor, duygu düşünce üretim kayboluyor, ritim kopuyor, içerikler yarım kalıyordu. Bu nedenle düzensizliğin kökü tembellik değil, duyguya bağlılıktı.

Onu zorlayan şey üretim değil; üretimin bir çerçeveye sahip olmamasıydı.

Tam da bu nedenle Quarter Growth’un ana hedefi Mert’e yeni bir hız vermek değil, hızın nereye akacağını gösterecek bir çerçeve kurmaktı.

Verileri Önüne Koyunca İlk Kez Kendini Gerçekten Gördü

Mert’in son 12 aylık verisini grafik hâline getirdiğimiz gün, hikâye netleşti.

  • Aylık ortalama 13 içerik üretmiş

  • Bunların yalnızca 5’i sonraki aya taşınmış

  • Bir haftada 12 içerik, sonraki hafta hiç içerik yok

  • Proje sayılarını artırmış ama proje kapanış ritmi düşmüş

  • Teklif hazırlama süresi iki kat dalgalanmış

  • Alman müşteriler en çok “takip edilebilirlik” konusunda geri bildirim vermiş

Grafiğe baktığında yüzünde sessiz bir farkındalık belirdi.

“Ben ilerlemiyorum. Sadece deviniyorum.”

Dönüşüm, tam bu farkındalıkla başlar.

Enerjinin Yön Bulduğu Yer – Basit Tetikleyiciler Hayatı Değiştirir

Mert gibi yüksek potansiyelli bir insanın ihtiyacı disiplin değil, duygu dalgalandığında bile adımını gösterecek tetikleyicilerdi.

Enerjisi yüksekti; ama her üretim anında önünde bir navigasyon yoktu. Yeni bir içerik yazmak istediğinde görselin matematiğini, hedef kitlenin tonunu, kendi hikâye eksenini ve formatını aynı anda düşünmek zorunda kalıyordu.

İlk cümle kolay geliyordu; ikinci cümlede ritmi düşüyor, üçüncüde ne yapacağını bilemediği için süreç kopuyordu.

Bizim gördüğümüz şey şuydu:

Ritmi bozan enerji değil, yönsüzlük anlarıydı.

O anları ortadan kaldırmak için Mert’e bir sistem değil, çekmeceler verdik.

Her duygu hâlinde açılabilecek basit, düzenli, hızlı tetikleyiciler:

A) İçerik Çekmeceleri

Mert için zihinsel bir mutfak kurduk. Her şey cam kavanozlarda, kolay erişilebilir, elinin altında olacaktı.

  • kısa format çekmecesi

  • analiz çekmecesi

  • hikâyeleştirme çekmecesi

  • hedef kitle soruları çekmecesi

  • tasarım matematiği çekmecesi

Enerjisi yükseldiğinde seçiyor, enerjisi düştüğünde yine seçiyordu. Kaybolmuyor, sadece hız değiştiriyordu.

“İlhamı beklemiyorum artık, çekmece açıyorum” dediğinde sistemin çalıştığını anladık.

B) Aylık İçerik Takvimi: Duygudan Bağımsız Ritim

Mert’e takvim değil, ritim kurgulamayı öğrettik. Dört haftalık içerik iskeleti, ağır günler, hafif günler, sabit eksenler. Enerji yükselince yüklendi, düşününce hafifledi. Ama ritim hiç kaymadı.

C) Atomik Alışkanlıklar: Sistemin Kendi Kendini Taşıması

Mert’in ihtiyacı “daha çok çalışmak” değildi. Benzini idareli kullanmayı öğrenmekti. Bu nedenle küçük görünen, ancak ritmi tamamen değiştiren atomik alışkanlıklar ve kurallar geliştirdik:

  • İçerik üretimi hiçbir zaman “akla geldiği anda” yapılmaz. Aklına gelen her fikir, yalnızca hatırlatıcı detayda kısa bir not olarak kenara bırakılır. (Bu, enerjisi düştüğünde bile fikirlerin hazır durmasını sağlar.)

  • Notlar rastgele değil, çalışacağımız sistemin iskeletine uygun alınır. Her notta hedef kitlenin sorusu, mesajın çekirdeği, olası format ve görsel yönerge işlenir. Böylece içerik daha yazılmadan kendine bir çerçeve bulur.

  • İçeriğin görsel yerleşimi ve metin dili sabittir. Yeni notlar da bu sabit sisteme göre alındığı için ton, ritim, tasarım ve mesaj dağılmaz; içerik daha oluşmadan bütünlüğünü kazanır.

  • İçerik üretimine oturulduğunda ilk adım taslak metni karalamaktır. Taslak yazılırken, metnin hangi görsel şablona oturacağı da netleşir. (Metin ve görsel artık iki ayrı iş değil, aynı akışın parçasıdır.)

  • Her içerik, platforma göre geliştirdiğimiz standart bir taslağa yerleştirilir. Metin taslakta açılır, görsel için doğru sayfa çoğaltılır, düzenlemeler metnin ritmine göre yapılır.

  • Metinle görsel tamamlandığında içerik mutlaka haftalık takvimdeki yerini bulur. İçerik “yayımlanmak üzere beklemez”, her zaman önceden planlanır.

  • Her içerik otomatik gönderime alınır. Bu, enerjisi düşükken bile üretimin akmasını sağlar; “paylaşmayı unutmak” artık sistem dışıdır.

Bu düzen birkaç haftalık tekrar sonrası doğal bir refleks hâline gelir. İçerik üretmek için Mert’in hatırlaması gereken tek şey şudur: Masaya gitmek, notları açmak ve şablonu çoğaltmak. Gerisini sistem söyler.

Notlar akışı tarif eder, şablon ritmi korur, takvim üretimi sürdürülebilir kılar. Enerji dalgalansa bile düzen dalgalanmaz. Ritim kişiyi taşır, kişi ritmi taşımaya çalışmaz.

Üçüncü Ay – Üretim İlk Kez Kendi Kendini Taşıyor

Bu alışkanlıklar kas hafızasına yerleşene kadar aynı döngüyü tekrar tekrar çalıştık. Çünkü Mert sadeleşmeye değil, istikrara ihtiyaç duyuyordu. Ve istikrar, küçük adımların doğru sırayla tekrarlanmasıdır.

Üçüncü ayın ortasında Mert toplantıya geldiğinde yüzündeki rahatlığı görmek kolaydı. Cümleleri sakinleşmiş, içerikleri oturmuş, ritmi ilk kez kendi kendini vuruyordu.

“Bu hafta kötü hissettiğim bir gün oldu. Ama üretimimi durdurmadı. Çünkü sistem artık beni taşıyor.”

Bu cümle, dönüşümün somut göstergesiydi: Enerji dalgalanıyordu, sistem dalgalanmıyordu.

Çeyrek Final– Ritmin Özgürleştirdiği Danışman

Programın sonunda Mert’e ilk günkü cümlesini hatırlattık:

“Devam ettiremiyorum.”

Bu kez gülümsedi.

“Artık üretimi sürdürmek için savaşmıyorum. Üretim benimle ilerliyor.”

LinkedIn sayfasına baktı.

Artık boş değildi. Artık rastgele değildi. Artık ritimliydi.

O anda hepimiz şunu düşündük:

Quarter Growth Programı™ sadece potansiyeli büyütmez. Potansiyelin akacağı yolu düzenler. Enerjiyi ritme, ritmi istikrara, istikrarı büyümeye taşır.

Önceki
Önceki

Keskin Farkındalıklı Ama Kilitlenmiş Profesyonel

Sonraki
Sonraki

Kaygılı Üretici