Karmaşık Zihinli Uzman
Bu metinde yer alan kişi, sürecin mahremiyeti nedeniyle anonimleştirilmiş ve bazı ayırt edici unsurlar değiştirilmiştir.
Konferans Salonunda Kaybolan Bir Soru
Orhan o öğleden sonra konferans salonunun ikinci sırasına oturmuş, not defterine mikro içgörüler yazıyordu.
Sunum bittiğinde moderatör seyircilere döndü: “Sorusu olan var mı?”
Orhan tam elini kaldıracakken beynindeki sistem 1 ve sistem 2 kavga etmeye başladı.
Sistem 1: “Kaldır, sorun harika.”
Sistem 2: “Sakin ol. Bağlam eksik. Önce literatür atfını yap. İstisnayı belirt. Örnek ekle. Hipotezi güçlendir.”
Bir soru soracaktı.
Ama zihninde sekiz istisna, dört teorik çerçeve, iki alternatif okuma ve bir de “ya yanlış anlaşılırsa?” senaryosu yarışıyordu.
Bu an, bilişsel bilimde “aşırı yükleme anı” olarak geçer. Orhan bunu hayatın birçok alanında deneyimliyordu.
Elini kaldırmadı.
Konferans bittikten sonraki etkinlikte yazar ona dönüp gülümsedi: “Bir soru soracak gibiydiniz. Merak ettim.”
Orhan da gülümsedi ama iç sesi çok daha dürüsttü: “Soracak çok şeyim var. Ama hangi versiyonunu soracağımı bilmiyorum.”
Bu sahne küçük görünür.
Ama uzman ruhu için şöyle bir çığlıktır: “Benim bilgim çok. Fakat çerçevem yok.”
Derin Bilginin Sessiz Yorgunluğu
Orhan’ın uzmanlık alanı karmaşıktı – sistem düşüncesi, insan davranışı, organizasyonel değişim.
Bilgisi derindi, çok boyutluydu. Belki fazla boyutluydu.
Şöyle bir paradoks yaşardı:
Uzmanlık arttıkça netlik azalır.
Bilgi genişledikçe ifade darılır.
Buna bilişsel psikolojide The Curse of Knowledge denir: Bir şeyi çok iyi bildiğinizde onu basit anlatma beceriniz düşer. Orhan bunun canlı örneğiydi.
Bir fikri anlatmak istediğinde onun için “tek bir doğru açıklama” yoktu – daha doğrusu, tek bir açıklama yetmezdi.
Sonuç olarak:
cümle uzuyor
bağlam çoğalıyor
istisna büyüyor
mesaj kayboluyordu
Orhan çoğu zaman şunu yaşardı:
“Benim aklımdaki şey çok net. Ama söyleyince bulanıyor.”
Bu bulanıklık onun zekasından değil, çerçeve eksikliğinden doğuyordu.
Pazar Derinliği Sever Ancak Belirsizliğe Tahammül Etmez
Pazar Orhan’ın zekasına hayrandı. Ama iş dünyası duygusal değil, davranışsaldır. Seni bildiğin şeyle değil, ilettiğin şeyle değerlendirir.
Bu nedenle müşteri tarafında Orhan şöyle okunuyordu:
“Çok bilgili ama dağınık.”
“Derin ama yorucu.”
“Değerli ama takip etmesi güç.”
“Anlattığı şey iyi, ama ne dediğini anlamak zaman alıyor.”
Yani uzmanlık puanı yüksek, iletişim netliği düşük. Bu da davranışsal iktisadın processing fluency dediği şeyi bozuyordu: Karşı tarafın anlamakta zorlandığı her şey, değerini otomatik olarak daha düşük algılatır.
Orhan’ın değeri düşmüyordu. Ama algısı düşüyordu.
Quarter Growth burada devreye girdi. Amacımız Orhan’ı basitleştirmek değil, bilgisinin taşınabilir bir forma dönüşmesini sağlamaktı.
Birinci Ay – Zihinsel Trafik Kazaları
Bir seansta Orhan’a şu soru soruldu:
“Soruyu soramamanın sebebi utanç mı, belirsizlik mi, yoksa yanlış anlaşılmaktan kaçınma mı?”
Orhan düşünmeden yanıtladı:
“Yanlış anlaşılmak değil. Eksik anlaşılmak.”
Bu uzmanlarda sık görülen, ama çok az kişinin adını koyabildiği bir durumdur. Eksik anlaşılmak, yanlış anlaşılmaktan daha ağır gelir. Çünkü yanlış anlaşılma düzeltilebilir; eksik anlaşılma, uzmanlığın görünmezleşmesine yol açar.
Bu nedenle Orhan susuyordu. Eksik görülmektense hiç görünmemeyi seçiyordu. Bu, davranışsal iktisatta loss aversion olarak geçer: Kaybetme korkusu, kazanma isteğinden daha güçlüdür.
Orhan kaybetmekten korkmuyordu, yanlış temsil edilmekten korkuyordu.
Quarter Growth’un Mesaj Mimarisi – Bilginin Taşınabilir Hâli
Orhan’ın dönüşümünde kullandığımız metod, davranışsal tasarımla zenginleştirilmiş bir iletişim mimarisiydi.
A) Ana Fikir Çerçevesi: Flooding’i Kapatmak
Orhan’ın sorularının üçte ikisi “bağlam yönetimi” yüzünden boğuluyordu. Bu nedenle ona şu çerçeveyi öğrettik:
Asıl söylediğin şey nedir
Bunun bir insan için anlamı nedir
Bunu neden şimdi söylemen gerekiyor
Bu üçlü yapı, kendi tanımıyla bilişsel yükünü yarı yarıya azalttı.
B) İstisna Yönetimi: Uzmanlık Tuzaklarını Kontrol Altına Almak
Karmaşık zihinler istisnalara aşırı duyarlıdır. Orhan da öyleydi. Ona şu cümleyi verdik:
“İstisna söylemek zorunda olduğun şey değil, istersen ekleyebileceğin şeydir.”
Bu cümle davranışsal olarak özgürleştiricidir. Çünkü uzman zihni her detayı konuşma zorunluluğundan kurtarır.
C) Uzmanın Dil Haritası: Hangi Derinlik Nerede?
Orhan’ın dili üç katmanda düzenlendi:
İç çalışma dili: derin, serbest
Profesyonel iletişim dili: sade, güçlü
Konferans/sahne dili: net, yankı bırakan
Bu, onun için “düşünme” ile “iletişim” arasındaki düğümü çözdü.
D) Mesaj Filtreleri: Değer Kaybı Olmadan Sadeleştirme
Davranışsal olarak karşı tarafın bir mesajdan memnun olabilmesi için üç koşul gerekir:
Hızlı anlamak
Kolay hatırlamak
Kendisine ait bir bağlama oturtmak
Biz Orhan’ın her içeriğini bu üç filtreye soktuk.
Üçüncü Ay – Sahnede İlk Net Soru
Üçüncü ayın sonunda Orhan yine bir konferanstaydı. Yine aynı soru geldi:
“Soru var mı?”
Bu kez Orhan elini kaldırdı ve yalnızca üç cümle kurdu:
“Bugünkü anlatımda beni düşündüren nokta şu oldu…
…Bu çerçeveden … hakkında yorumunuz nedir?”
Konuşmacı hemen cevap verdi. Salon sessizce dinledi.
Orhan ilk kez zihninin bir melodisi olduğunu hissetti. Karmaşık değil. Derin ama düzenli.
O an şunu fark etti:
Bilgisi değil, çerçevesi eksikti. Çerçeve gelince uzmanlık görünür olmuştu.
Çeyrek Final – Derinliğin Sade Hâli
Programın sonunda Orhan şunu söyledi:
“Ben yıllardır bilgi biriktirdim. Ama bilgiyi iletmenin de bir bilimi olduğunu hiç düşünmemiştim. Şimdi hem düşünüyorum hem duyuluyorum.”
Bu, Karmaşık Zihinli Uzman’ın gerçek dönüşümüdür:
Bilginin değerini ancak iletildiğinde bulduğunu fark etmek.
Biz de içimizden şunu düşündük:
Quarter Growth uzmanı basitleştirmez. Uzmanın derinliğini taşıyacak yapıyı kurar. Bilgiyi görünür, düzeni güçlü, mesajı etkili kılar.